DİL OKULU

YURTDIŞINDA DİL EĞİTİMİ

Yabancı dil öğrenmek için her ne kadar çok çeşitli yöntemlerin olduğu düşünülse de bunun en temel kuralı o dilin konuşulduğu ülkede yaşamaktır. Öğrenilmesi gereken dil hangisi olursa olsun; o dili ana-dili olarak konuşan insanlarla beraber yaşamak hem dil öğrenme sürecinizi hızlandıracaktır hem de o dilin en güncel ve canlı haline tanıklık etmenize imkân tanıyacaktır.

Ülkemizde özellikle iş ve eğitim hayatında bir yabancı dile duyulan ihtiyacın artması son yıllarda daha çok kişiyi yabancı dil öğrenmeye itmektedir. Ancak, günlük iş ve okul eğitiminin dışında kalan zamanlarda alınan dil eğitimi maalesef yeterli olmamakta ve yabancı dil öğrencileri çok çaba gösterdikleri halde yeterli verim alamadıkları için ümitsizliğe kapılmaktadır. Ülkemizde uygulanan dil eğitim yöntemlerinin eksiklikleri görmezden gelinse bile bir yabancı dil kursu öğrencisinin ders bittikten hemen sonra Türkçe konuşulan bir ortama adım atması eğitimin verimsiz olması için yeter de artar bir sebeptir.

Bu nedenle IES olarak uzun yıllar boyunca Türkiye’de bir yabancı dil öğrenmek için çaba, zaman ve para harcamak yerine 9 aylık bir sürede ya da yoğun bir programla çok daha kısa zamanda öğrenmek istediğiniz dilin konuşulduğu ülkede dil eğitimi almanızı öneriyoruz. Bu sayede Türkiye’de bulamayacağınız bir pratik imkânı ve farklı bir kültürü yakından tanıma şansını elde etmiş olacaksınız.

En fazla 15 kişilik sınıflarda gerçekleştirilen ve Genel, Yoğun, Pratik Ağırlıklı, İş Hayatına Yönelik, Akademik, Sınavlara Hazırlık gibi türleri bulunan dil programlarına IES ile ulaşabilirsiniz.

İNGİLTERE’DE DİL EĞİTİMİ

İngilizce eğitimi söz konusu olduğunda akla ilk gelen ülke Londra’nın sembolü olan kırmızı otobüsleri ve telefon kulübeleriyle İngiltere’dir. Yılda 600,000’den fazla yabancı öğrencinin İngilizce öğrenmek için bu ülkeyi tercih etmesinde haklı birçok neden vardır. Dil eğitimi kalitesinin devlet tarafından sıkı denetimlerle en üst düzeyde tutulduğu İngiltere’de, dilin yabancılara öğretilmesi aslında bundan yüzlerce yıl önce başlamıştır. Birleşik Krallık’ın bir zamanlar dünya üzerindeki güçlü nüfuzu İngilizcenin ana dil ya da ikinci dil olarak birçok ülkede kullanılmasına neden olmuş ve İngilizce zamanla tüm dünya için ‘lingua franca’ haline gelmiştir. Hayli zengin bir kültürel mirasa sahip bu ülke, İngilizceyi öğrenmenize ek olarak bu dili ve kültürü anlama fırsatını da size verecektir.

Tercihinize göre İngiltere’de haftada 15 ile 45 saat üzerinde değişen yoğunlukta dil eğitimi alabilirsiniz. Bu ülkede yer alan resmi ya da özel dil eğitim kurumlarından alınan sertifikalar ve sınav sonuç belgeleri tüm dünyada tanınmaktadır. İngiltere’deki dil eğitiminiz sırasında renkli bir sosyal hayata sahip olarak İngilizceyi günlük yaşamda kullanabilecek ve konuşma becerilerinizi kısa sürede kolaylıkla ilerletebileceksiniz. İngiltere’nin İngilizce dışında ikinci bir resmi dili bulunmamaktadır. Bu da İngiltere’yi İngilizce konuşulan diğer ülkelerden ayırmaktadır. İngiltere’de sadece basit aksan farklılıklarıyla karşılaşırsınız ki bu da zengin bir kültür için oldukça doğaldır. Yüksek kaliteli dil eğitim standartlarına ek olarak öğrencilerini ders dışı aktivitelerle de eğiten dil okulları dünyanın hemen her ülkesinden öğrencileri ağırlamaktadır.

Dil eğitimi için en çok tercih edilen yer; başkent Londra’dır. Baş döndürücü alış-veriş merkezleri, kasaba büyüklüğündeki doğal parkları, özgür yaşam koşulları ve barlarıyla Londra dünyanın en kozmopolit şehirleri arasında yer alır. Her ne kadar pahalılığıyla ün kazanmış bir şehir olsa da oldukça çekici bir şehirdir ve sunduğu imkânlar bu yönünü unutturur. Dil kursu öğrencilerinin çok büyük bir kısmı şehirde yeni yapılanmalara izin verilmemesi nedeniyle eksikliği hissedilen yurtlarda değil; İngiliz ailelerin yanında konaklamaktadır. Yabancı bir ailenin yanında kalmak ilk başta kulağa sıkıcı gibi gelse de böyle bir ortamın Türkiye’de bulunamayacağı ve sadece birkaç saatlik pratik kursu için bile ciddi tutarların gözden çıkarılması gerektiği düşünüldüğünde aslında oldukça karlı bir seçenektir. Bir İngiliz ailenin yanında onlarla İngilizce konuşarak okulda aldığınız eğitime devam ediyor olacaksınız.

Ülkenin kuzeyi (Oxford, Cambridge, Manchester, Leeds) genellikle dil eğitimi amaçlayan öğrencilerden çok, yükseköğrenim hedefleyen öğrenciler tarafından tercih edilmektedir ve yaşam giderleri Londra’ya göre sadece biraz daha düşüktür. Brighton, Bristol, Bournemouth ve Portsmouth gibi liman kentlerinin oluşturduğu güney kesimi ise özellikle yaz aylarında gerçek bir tatil ve eğlence merkezdir. Bu şehirlerdeki; konaklama, ulaşım ve genel yaşam giderleri kuzeyde yer alan şehirlerle ve özellikle Londra’yla kıyaslanamayacak kadar düşüktür.

AMERİKA’DA DİL EĞİTİMİ

İngiltere’den sonra dil eğitimi konusunda en popüler ülke; Amerika’dır. Hemen her eyaletteki sayısız özel dil okulunun yanında, üniversite ve kolejlerin bünyesinde bulunan İngilizce eğitim programları her ülkeden öğrenciler için birer eğitim merkezidir.

Yabancı öğrenciler için İngilizce eğitiminin devlet tarafından belirlenen kural ve kriterlere göre düzenlendiği Amerika’da çok kültürlü sosyal yapı, gelişmiş eğitim yöntemleri, renkli sosyal hayat ve sınırsız eğitim imkânı yurt dışında eğitim almayı planlayan öğrenciler için listenin üst sıralarına taşımaktadır.

Üniversitelerin kendi kampüsleri içinde de alınabilen dil eğitimi Amerika’yı bu alanda farklılaştırmaktadır. Bu durum, öğrencinin dünyaca ünlü Amerikan üniversitelerinin kendi bünyesindeki hemen hemen tüm imkânlarını kullanmasını sağlar. Ayrıca öğrencinin, üniversitenin öğrencileriyle aynı ortamda dil eğitimi alarak sadece pratik yapmasına imkân sağlamakla kalmaz; aynı zamanda bir dil öğrencisine iş ve eğitim hayatının ileriki dönemleri için oldukça faydalı bakış açıları aşıladığı gibi unutulmaz tecrübeler de kazandırır.

Dil eğitimi alınan okul bünyesinde TOEFL, GMAT ve GRE gibi resmi sınavlara hazırlanma şansı da bir başka artı olacaktır.

Her yıl Türkiye’den binlerce öğrencinin eğitim amacıyla gittiği Amerika’da hangi eyalette eğitim alacağınız iklim, sosyal farklılıklar, yerel kanunlar ve maddi gereklilikler gibi faktörler dikkate alındığında üzerinde iyi düşünülmesi gereken bir plana oturtulmalıdır.

New York Türk öğrencilerin en çok bulunduğu yerlerden biridir. Burada çok yabancılık çekmezsiniz. Ancak, gerek New York’un pahalı yaşam koşulları gerekse etrafınızdaki Türk öğrenciler nedeniyle daha az pratik imkânı bulacak olmanız aslında New York’u pek de cazip kılmaz.

Öte yandan, adı daha az duyulmuş yerlerde katılacağınız dil eğitim programları hem maddi olarak daha uygun olurken hem de sadece İngilizce konuşuyor olacağınız için daha verimli olacaktır. Fakat bu tür yerlerde de toplu ulaşımın yaygın olmaması, sosyal hayatın nispeten daha az canlı olması gibi bir takım dezavantajlar söz konusu olacaktır. Bu nedenle Amerika’da eğitim planı yapmadan önce eğitim ve genel yaşam şartları konularında hedeflerinizin ve beklentilerinizin neler olduğunu danışmanınıza detaylıca aktarmanızda fayda var.

Bu ülkede eğitim planları yaparken göz önünde bulundurmanız gereken önemli noktalardan biri de çalışma hakkınızla ilgilidir. Haftada en az 18 saatlik bir programa kaydolmak koşuluyla alacağınız F-1/ öğrenci vizesi size yalnızca eğitim aldığınız okulun bünyesinde çalışma hakkı tanımaktadır. Bu haktan da çok az sayıda öğrenci faydalanabilmektedir.

KANADA’DA DİL EĞİTİMİ

Dünyanın en yaşanılır ülkeleri listesinde hep üst sıralarda yer alan Kanada, dil eğitimi dâhil tüm eğitim alanlarında birçok farklı ülkeden yüz binlerce öğrenci için eşsiz bir eğitim merkezidir. İngilizce ve Fransızcanın resmi dil olarak konuşulduğu ülkede yaklaşık 32 milyon kişi yaşamaktadır.

Uzaklığı ve soğuk iklimi dışında, dost canlısı insanları, düşük suç oranı, ileri düzeydeki sosyal hizmetler, güçlü ekonomi ve yüksek yaşam standartları Kanada’nın uluslararası alandaki önemli artılarıdır.

Bu yönleriyle göçmenlerin sürekli odaklandığı bir ülke olan Kanada yetişmiş insan gücüne önem vererek sahip olduğu standartları düşürmeden kalifiye göçmen alma politikası izlemektedir. Kanada’da dil eğitiminiz sırasında karşılaşacağınız yabancı uyruklu tüm Kanadalıların çok iyi İngilizce bildiğini gördüğünüzde devletin izlediği politikayı daha iyi anlamış olacaksınız. Ülkede tarihin hiçbir döneminde rastlanmayan milliyetçilik Kanadalılar arasında bugüne kadar sadece Amerikalılardan farklı olduklarını kanıtlama boyutunda kalmıştır. Bu nedenle Kanadalıların dostça yaklaşımı bu ülkeye giden pek çok yabancıyı şaşırtmaktadır.

Quebec dışındaki eyaletlerde İngilizcenin konuşulduğu Kanada’da, dil eğitimi için vize almak adına haftada en az 20 derslik bir programa kaydolmak gerekir. Bununla birlikte uzun süreli dil eğitim programlarına katılan öğrenciler (24 hafta ve üzeri) Kanada’ya gittikten sonra yarı zamanlı çalışma hakkı elde etmek için resmi makamlara başvuruda bulunabilmektedir.

Vancouver ve Toronto yabancı öğrencilerin en çok tercih ettiği eyaletlerdir. Özellikle Vancouver doğal güzellikleriyle pek çok öğrenci için modern yapılarla dolu Toronto’dan daha çok tercih edilir bulunmaktadır.  İngiltere’den farklı olarak dil eğitimi veren kurumlar arasında fiyat ve kalite bakımından ciddi farklılıkların olmayışı, bu ülkedeki eğitim kalitesinde ulaşılan yüksek standardın bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

Son yıllarda Amerika ve İngiltere merkezli özel dil okullarının Kanada’da açtığı okullar yabancı dil öğrencileri için hem seçenekleri artırmakta hem de göreceli olarak fiyatların düşmesini sağlamaktadır.

Kanada’ya dil eğitimi almak için giden öğrencilerin büyük bir bölümü bu ülkede ileri eğitim seçeneklerinden yararlanır ve mesleki eğitim, sertifika ve diploma kursu gibi çeşitli eğitim programlarına devam eder.  Amerika ve İngiltere’den farklı olarak teorik bilgi dışında pratik becerinin de eğitim alanına dâhil edilmesi gerekliliğini vurgulayan eğitim sistemi, kariyer hayatının henüz başında olan yabancı öğrenciler için zor bulunur fırsatlar sunmaktadır.

AVUSTRALYA’DA DİL EĞİTİMİ

İngilizcenin ana dil olarak konuşulduğu ve gerek özel gerekse devlet kurumları tarafından yabancı öğrencilere dil eğitiminin verildiği Avustralya’da sadece dil eğitimi için de bir sistem geliştirilmiştir. Yabancıların dil eğitimi amacıyla Avustralya’ya gitmek için yapacağı başvurular Ulusal Akreditasyon Programı (National Accreditation Scheme) kapsamında değerlendirilmektedir.

Ülkedeki dil eğitim kurumlarının faaliyetleri ve eğitim kalitesi hükümete bağlı resmi birimlerce denetlenmektedir.  Devlet yabancı öğrencilerin dil eğitimi sırasında Avustralya’dayken karşılaşacakları ve okuldan kaynaklanan maddi ya da manevi herhangi bir sorunda öğrencilere gerekli desteği sağlamaktadır. Örneğin 2009 krizinde kapanan bazı özel dil okulları nedeniyle mağdur olan öğrencilere, ödemiş oldukları tüm ücret devlet tarafından iade edilmiştir.

Kaliteli eğitim, yüksek yaşam standartları, yabancı öğrencilere tanınan çalışma hakları ve özellikle Amerika ve İngiltere ile kıyaslandığında düşük yaşam giderleri uzaklığına rağmen Avustralya’yı dil eğitimi için cazip bir merkez haline getirmektedir.

Özellikle uzun süreli dil eğitim planı olanlar için hayli uygun bir seçenek olan Avustralya’da çoğunluğu devlet okulu olan üniversitelerin bünyesinde dil eğitimi almak da mümkündür. İngiltere’de olduğu gibi Avustralya’da da yabancı öğrencilerin eğitim alırken haftada 20 saat ve hafta sonları da tam zamanlı olmak üzere çalışma hakkı bulunmaktadır. Üstelik bu hak öğrenim süreci başlar başlamaz geçerlilik kazanır.

Sydney, Melbourne, Perth ve Brisbane bu ülkede yabancı öğrenciler tarafından en çok tercih edilen eğitim merkezleridir.

Haftada en az 20 derslik eğitim almanın öğrenci vizesi edinmek için gerekli olduğu Avustralya’da dil eğitimi amacıyla en fazla 60 hafta (50+10) kalınabilmektedir. Avustralya’ya giden dil kursu öğrencilerinin %60’ı yüksek lisans, sertifika ve diploma gibi ileri eğitim programlarına devam ederek ülkedeki eğitim fırsatlarından en üst düzeyde yararlanmaya çalışmaktadır.